22 Mart 2012 Perşembe

Büyük Gün !!!

Bugün büyük gün sevgili damat adayımız babamla tanışacak evde şimdi yemek hazırlıkları telaş var sanki istemeye geliyorda :) tabi bu ilk adım en güzel adım yavaş yavaş bunun arkası gelecek isteme söz nişan düğün vs derken bakmışız çocuğumuz bile oluvermişşş :)) ay çok gittim dur henüz tanışmadayız en başa gelelim onda da ayrı bir heyecan ee damat olcak kolay değil ki benim aşkım sakindir bazen tutulur kalır konuşamaz babamda sakindir oda fazla konuşmayı sevmez korkuyorum hiç muhabbet etmemelerinden :) umarım yersiz bir korku olarak geride kalır ... Acaba babam sevecek mi Gücüm ü  damat olarak görebilecek mi çok merak ediyorum yaklaşımı davranışları ne olacak beni daha bir heyecan bastı burda çalışamıyorum akşamı düşünmekten...
Utanırım ben böyle şeylerden daha doğrusu babamdan, aslında çok aşırı bağlıyızdır birbirimize ama hiç rahatça anlatamadım şuana kadar aslında çok şeyde konuşur arkadaş gibi babam aşktan sevgiden eşim olacak insandaki beklentilerinden ama bir türlü öyle gerçek bir damat adayı üzerine olmadı konuşmalarımız annesinin babasının yanında nişanlısına sarılan elini tutan aşkım bitanem diyenlere hayret ederim ben yapamam utanırım ben hep pasif bir yapıdaydım zaten yada belki yaparım bende aşarım kendimi kocam olcak sonuçta borumu :)


neyse nerden nereye geldimm kısacası çok mutluuu ve heyecanlıyım akşam olsada eve gitsem bir an önce tanışma faslını geçsem kaynaşma faslına tanık olsamda rahatlasam :)


ilk görüşmeden çok şeymi bekliyorum ne :)

21 Mart 2012 Çarşamba

Aşkımm için...

2010 Kasımdı. O filmlerde ki dillerde ki meşhur aşk ayındaydık. Umudumu yitirdiğim bir anda tanıdım seni karşılıklı aşka inancım azaldığında sen çıktın karşıma. Sevmez diyordum artık kimse beni ben de sevemem o özendiğim filmlerdeki aşkı yaşayamam , öyle biri yok diyordum... Hem ne yapsın benim gibi duygusalı şuana kadar yaşadıklarımda hüsran oluyordu duygularımın sonu.

Ama çok yoğun da yaşamamıştım senden önce bir türlü olmamıştı.
Seninle tanıdım aşkın en yoğun en karşılıklı halini seninle tam oldum seninle başladım seninle sözler verdim hayata, aşka, Sana !
Aramızda öyle büyük bir çekim var ki aynı anda aynı şeyleri düşünebiliyoruz aynı şeylere üzülebiliyoruz aynı anda aynı gülümsemeler aynı cümleler o kadar çok oldu ki..
Ta en başından belliymiş herşey sen doğmuşsun beni beklemişsin 2 yıl sonrasında koşmaya başlamışız birbirimize... yeri gelmiş taşlar takılmış ayağımıza, çukurlarda düşmüşüz acımış canımız , karanlıkta yürüyememiş bir yerlerde durmuşuz bazen dinlenmişiz yıllarca bir ağacın gölgesinde , bir hanın soğuk bölmesinde ...
Başka ellerden su içmişiz ama acı gelmiş o suyun tadı çoğu kez koşmuşuz yine ağlayarak çoğu zaman bağırarak başka insanlardan kaçarcasına koşmuşuz ...Kimbilir belki yanyana birbirimizi görmeden koşmuşuz aynı yolda ...
İşte o gün durdu hayat, herşey... baktım sustum konuşamadım kendimle saatlerce düşündüm benzemiyordun sen hiç kimseye isyanlarımın içinde çıkageldin bana elimi tuttun şaşkındım ben sarıldın aniden ve tüm hayat yeniden başladı o anda... 


17.11.2010 seninle doğdum ben seninle nefes aldım nefesim oldun...
Yorgun değilim inan, koştum ama yorulmadım ben sana koştm sevgine aşkına...
Artık elele koşma zamanı hiç bırakmadan...
Hep biz olarak ölümsüz olma zamanı aşkımızda , hiç birşey eksilmeden daha da fazlalaşarak sevme sevilme zamanı...
Hiç yorulmadan hep mutlu hep gülümseyerek , hep nefesimde , hep nefesinde olacağım...
Seninle inandım ben aşka , seninle tam oldum seninle varım ve yolun sonunda yine seninle olacağım Aşkımm...




20 Mart 2012 Salı

birazcıkta sevdiğim ama bir çok insanın sevmediği mesleğimden bahsedeyimm evet gerçekten çok seviyorumm tüm bağırış çağırış tepki somurtkan surat itici insanlara dayanma tek sebebim mesleğimde birazcık birazcık ve birazcık daha uzmanlaşabilmem daha iyisini yapmaya çalışıp daha daha sevebilmem evet muhasebe departmanındayım ve orda tek ben varım departman sayılmasada ben henüz sorumlu diyemiyorum kendime çünkü gün geçtikçe daha yeni şeyler deniyor farklı şekilde öğreniyorum işimi aslında klasik şeyleri vardır bu işin ayın belirli zamanında rutin vergi beyanları form bildirimleri ödemeler aylık hesap takipleri gelir gider hesaplamaları dönem dönem vergiler mizanlar vs vs ama inanın o kadar zevkli ki ben çok mutlu oluyorum bir gider faturasını işlerken bile :))
muhasebeye tutkunluğum lise zamanında başladı çok gelgit yaşadım düz lise meslek lisesi olması konusunda en sonunda bir ablam sayesinde gittik ve 2003 yılında ben muhasebeyle tanıştım üniversitede de seçimim muhasebe oldu  şimdi zorlansamda aöf den 4 yılı tamamlamaya çalışıyorum ve yine mesleğim için güzel güzel beklentilerim var çünkü mali müşavirlik tek isteğim bu belgeyi ve gerçekten o ünvanı o kadar çok istiyorum kiii inanın belgeyi aldığımda kocamannn fotoğrafını çekip burayada koyacağım

ilginçtir çoğuna göre bir doktor bir dansçı bir ressam bir müzisyen belki bu denli sever mesleğini

ama ben çok mutluyum bu isim altında çalışarakkk iyi ki beni yönlendirmişssin bu bölüm konusunda Ahsen Ablacım (aynı zamanda muhasebe öğretmenimdi) kim bilir şimdi nerdesin bağımız kopmamalıydı ama ben seni de bana kattığın güzel düşünceleri unutmadımm ...
işte tam hayal kurduğum gibi o güzel sakin sokakta güneşi gören o tahta sandalye üzerinde otursam kalsam düşünsem  öylece...



insanları başka biri olmaya zorlayan bu hayat şartlarının inadına sakince kendim olsam önce  
sıfırdan başlasak güneşi sevdirsem mesela insanlara yada önce nefes almayı sevdirsem öfkelenmek için değilde güzel konuşmak için tüketmeyi sevdirsem o nefesi..


denizi sevdirsem  o maviliğe bakınca özgürlüğünü görebilse insan
çiçeğe dokununca aslında ondan bile masum olabileceğini düşünse, göz yaşları olmadan büyüyemeyeceğini bilse her acı çektiği anda aslında bir sonraki acının daha hafif olabileceğini anlasa gülse hep sevinse acı çektiği şeyden aslında bir adım daha önde olduğunu görse, sevse tüm acılarını onu sonunda daha da dinginleştirdiği için 
yenilmese olumsuzluklara aslında oldukları için şükretse belki işte ozaman daha çok kendini sever insan 


çocukları, sevgiliyi, babayı, anneyi, güneşi, denizi, çiçekleri Tanrıyı herşeyi daha çok sever ...










                                                                                                       V.AGIR

19 Mart 2012 Pazartesi

ben de burdayımm :)

Bu da benim ilk yazım olsunn :)


öncelikle sürekli iyi bir yerde çalışma isteği olan benden bahsedeyim evet ama ne yapayım memnun olamıyorum bir türlü mesela şuan ofisimde oturmuş yazıyorum hava güneş sıcakk nasıl çalışır ki insan hele ki memnuniyetsizlik en üst safhalardaysa neyse yeterli çalıştığım yeri sevmediğimi anlatma çabalarım ...

ben yıllardır şiir yazıyorum en kafiyesizinden ama son 1-2 yıldır bir türlü yazcak birşey bulamıyorum okuyorum okuyorum hemde kitaplarca okuyorum birşey çıkaramıyorum artık şiir değilde sadece yazacağım :) buna karar verdim çünkü kelimeler artık farklı anlamlar bulmalı senden sonra ben gelmemeli mesela ikimiz dediğimde sokaktaki bir kedi ikinci kişi olmalı hep aşk sevgiliye duyulan yoğunluk olmamalı birazcık çiçeğe böceğe babaya Tanrıya da aşık olmalı insan görmek sadece gözlerle olmamalı kalp görmeli dokunmalı varlığı hissedilen veya hissedilmeyen herşeye 


ayrıca hava harikaaa dışarı çıkıp koşmak istiyorum şöyle küçük bir kasabaya varmak sonunda ağaçların beyaz çiçeklerle dolduğu kimse yaşamıyormuş gibi sakin sokakları olan ve asla apartmanların olmadığı minik meyaz evler olsun pencereleri mavi evet işte ben sonsuza dek orda yaşamak isteyen kızım 



şimdilik söyleyeceklerim bu kadar 

:)